İletişim
 
KOZMETİKTE OZON
Oksidatif olayları indükleyerek organ ve sistemlerin düzenli çalışmasını sağlayan oksijen her hücre için hayati öneme haiz bir moleküldür. Yaşlanma oksidatif süreci yavaşlatır, cilt elastakiyetini kaybeder, kırışıklıklar, lipopeksi gibi yaşlanmanın tüm semptomları ortaya çıkar.
Günümüz kozmetolojisinde, medikal ozon uygun biyolojik etkisi sayesinde geniş kullanım alanı bulmaktadır. Ozon/oksijen gaz karışımı yüz, boyun, karın ve uyluklardaki belli aktif noktalara uygulanarak hücrenin canlanmasını uyaran ve böylece dokuları gençleştiren hücre katalizörü görevi görür. Ozon/oksijen gaz karışımı subkutanöz uygulandığında, bölgedeki kan akımı artar, subkutanöz doku rejenerasyonu ve yaşlı hücrelerin ölmesi hızlanır. Yaşlılığa ve yüz hareketlerine bağlı olarak ortaya çıkan kırışıklıkların düzelmesine yardım eder, göz etrafındaki şişlik ve halkaları yok eder.
1200-1500 mcg/L konsantrasyondaki ozon, mikroskopik bir iğne ile (45º’lik bir açı ile) problemli bölgeye subkutanöz uygulanır, her bir enjeksiyonda 1 ml gaz verilir. Ozon verilmesinden sonra enjeksiyon bölgesi bir kompres ile bastırılır. Uygulamalar haftada 2-3 kez yapılır, uygulama sayısı her hasta için ayrı belirlenmekle beraber bir tedavi kürü ortalama 9-10 uygulamadan oluşur.
Cildin tropizmini ve elastakiyetini düzeltmek için ozonlu zeytin yağı kullanımı (yüz maskesi olarak) önerilir.
Ozon tedavisinin sellülit tedavisinde etkinliği kanıtlanmıştır.
Ozonun sellülit tedavisindeki terapötik etkisi farklı etki metkanizmaları ile elde edilir. Ozon doymamış yağ asitlerinin çift bağları ile etkileşerek özelliklerini değiştirir ve lipid zincirinin kırılmasına neden olur (hidrofobik lipidler daha az stabil hidrofilik bileşiklere dönüşür). Ozonon diğer bir önemli etkisi, membran yapısında protein, karbohidrat ve fosfolipid bulunan eritrositler ile girdiği reaksiyon ile ortaya çıkar. Ozon hidrofobik lipidlerle reaksiyona girerek peroksidasyona (peroksit oluşumu) neden olur ve eritrosit membranında elektrik yükte değişiklik yapar. Bunun ötesinde, eritrosit membranının lipid zincirlerinin redüksiyonu membranın moleküler yapısını zayıflatır. Bu reaksiyonlar özellikle lokal lipodistrofi için tipik olan düşük akım hızında eritrositlerin deformabilitesi ve kanın akım kalitesi için önemlidir. Ozon tedavisi sayesinde iskeminin zarar verdiği dokulardaki kan dolaşımı düzelir, lokal cilt ısısı artar ve cilt elastakiyeti artar. Tüm bunların ötesinde lenfodrenaj ve dokulardan sıvı salınması artarak hacim ve ağırlıkda hızlı azalmaya neden olur.
Lokal lipodistrofide gerekli ozon tedavi sayısı hastalığın derecesi ve iskemi ile hasarlanmış cilt bölgesine bağlıdır. Tedavide haftada bir-iki-üç kez problemli bölgeye subkutanöz medikal ozon enjeksiyonu yapılır, ozon konsantrasyonu 5000-2500 mcg/L, gaz hacmi 20-150 ml, akım hızı 5ml/dk. Bu amaçla dozaj ayarlamalı, insülin iğnesi için 3-5 tarak şeklinde çıkışı olan infüzyon şırıngası (20ml) kullanılır, bu sayede ağrısız yüksek etkinliğe sahip bir tedavi uygulanır. Gaz karışımının şırınga ile uygulanması da mümkündür. Her iki durumda mikroiğne cilt yüzeyine 45 derecelik açıyla subkutanöz uygulanır.
Cilt altı yağ dokusunun kalın olması durumunda (lipodistrofiden dolayı şişme olduğunda) ozon konsantrasyonu 5000 mcg/L, daha gevşek dokularda ise 2500-3000 mcg/L’dir. Uygulama sayısı 8 ile 15 arasında değişir, ana objektif semptomlarda geleneksel tedavi metotlarına göre daha hızlı remisyon sağlanır.
Ozon terapinin manuel lenfodrenaj veya antisellülit masajı ile kombine edilmesi tavsiye edilir.
Bugün, ozon-oksijen terapisi sellülit tedavisinde, günümüz tıbbının tüm güvenlik ve etkinlik gereklerini sağlayan yüksek etkinliğe sahip bir tedavi metodu olarak kabul edilmektedir. Elde edilen etkinin desteklenmesi için ozon terapi kürünün yılda 2-3 kez tekrarlanması tavsiye edilir.